Kıymetli Arkadaşlar,
M. Fethullah Gülen Hocamız, gönül diliyle ve hâl şivesiyle konuşan insanları dinlemeyi çok sever; hele bir de hitap eden şahıs sahasının uzmanı bir İlahiyatçı ise, onun sözlerini kevser gibi yudumlar. Kendi müktesebatını muvakkaten nisyana terkeder ve dile getirilen hususlardan azamî istifade etmek ister. Gönülden, mahviyetle, selefe saygı içinde ve Ehl-i Sünnet akîdesine muvafık şekilde konuşan birine tevafuk edince heyecanlanır, onun hemen her sözüyle duygulanır ve ağlar. Hakikatlere tercüman olan o insana karşı minnet hisleriyle dolar, gıyabında pek çok hayır duasında bulunur, sonra da takdir ve teşekkürlerini ifade etme fırsatı kollar. Bu ruh haletinden dolayıdır ki, Hocaefendi, Samanyolu Televizyonu’nun ilk kez bu diyar-ı gurbette de seyredilebildiği sene iftar ve sahur programlarına katılıp gönlünün lisanıyla sohbet eden kıymetli hocalarımızın herbirine teşekkür mektubu göndermeyi bir vefa borcu bilmiştir. Okumaya devam et »
Yaslıların ümit kaynağı, gariplerin sahibi, çaresizlerin çaresi Mevlâ-yı Müteâl’e sonsuz hamd ü sena ediyor; bütün varlığı yüzü suyu hürmetine yarattığı Habîb-i Ekrem’ine, O’nun güzide aile fertlerine ve seçkin yol arkadaşlarına salât ü selam gönderiyor, acz u fakrımı şefaatçi yaparak bir kez daha sonsuz şefkat sahibi Rabbimin ulu dergahına sığınıyorum:
Ey kullarına her zaman rahmet ve merhametiyle muamele eden Yüce Allahım! Hakkındaki yakînimi arttır, imanımı kuvvetlendir; halimi ıslah eyle ve akıbetimi güzelleştir.. tökezlemelerimi azalt, sürçmelerimi bağışla ve bana yeniden doğrulup toparlanma fırsatı ver. Hatalarımı ve günahlarımı yarlığa, ihtiyaçlarımı gider ve düşkünlüğüme, zayıflığıma, acizliğime merhamet et. Okumaya devam et »
Küçük bir şey başarınca her şeyi başaracağını zannetmek şeytanî bir vehimdir.
***
Lanet lanet, kin kin, gayz da gayz doğurur; bunların hiçbirinin sevgiyi netice vermeyeceği ise açıktır.
***
Cenâb-ı Hakk’a sunacağımız ameller arasında duadan daha güçlüsü ve tesirlisi yoktur.
B UYRUN GORUNTULU BAMTELI DOSYASINI INDIRIN
Soru: Günümüzde yediden yetmişe hemen herkes televizyon, sinema ve bilgisayar ekranına mahkum olmakla karşı karşıya bulunmaktadır. Yeni nesiller tarafından, spor, aktüalite ve hatta magazin de bir yönüyle hayatın vazgeçilmezleri arasında sayılmaktadır. İradelerin adeta felce uğradığı böyle bir dönemde mâlâyânî meşgalelerden uzak kalabilmemiz nelere bağlıdır?
-Mâlâyânî; insanı alâkadar etmeyen, onun bugünü ve yarını için hiçbir faydası olmayan, gereksiz ve lüzumsuz şeyler demektir. (00.45)
-Bugün ehl-i dünya, roman, tiyatro, televizyon, İnternet ve sinema gibi unsurları insanları sapıklığa atmakta kullanıyor. Mü’minler de mutlaka bu sahalarda alternatif ürünler ortaya koymalı ve nesillere hidayet yollarını göstermelidirler. (03.05) Okumaya devam et »
Soru: Kıyametin alâmetleri arasında sayılan “duhân” maddî bir azap mıdır, yoksa fikir inhirafı gibi bir manevî hastalık mıdır? Onun, münkirleri öldürecek ve mü’minlere de nezle misillü bir maraz bulaştıracak olması nasıl anlaşılmalıdır?
Cevap: Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, “On alâmet zuhur etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. Bunlar: Doğuda, batıda ve bir de Arap Yarımadası’nda yer batması, Duhân, Deccâl, Dâbbetü’l-Arz, Ye’cûc ve Me’cûc, güneşin battığı yerden doğması ve Aden toprağının sonundan (Yemen’den) çıkacak olan bir ateşin insanları haşrolacakları yere sürmesidir.” buyurmuştur. Bu hadis-i şerifin haricinde daha pek çok nebevî beyanda kıyâmetin bir kısım alâmetleri sayılmakta ve onlar arasında “duhân” da zikredilmektedir. Okumaya devam et »
Hazreti Ebû Hureyre (radıyallâhu anh)’ın rivayet ettiğine göre,
Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
Sizden biriniz uyuduğu vakit şeytan, onun ense köküne üç düğüm atar;
her düğümün bulunduğu yere, “Haydi uyu, gecen uzun ola!” (diyerek) vurur. Eğer o kimse uyanır ve Allah’ı zikrederse bir düğüm çözülür; abdest alacak olursa bir düğüm daha çözülür; namaz kılarsa bütün düğümler çözülür. Böylece, o insan gönül inşirahı içinde, canlı ve hoş bir halet-i ruhiye ile sabaha erer; aksi halde, kalbi kararmış, içi daralmış ve iyice uyuşuklaşmış bir halde sabahlar.
