Apr 19

Sadâkatin Zirvesi

Soru: Rabbin rubûbiyetine, İslâm’ın rehberliğine ve Rûh-u Seyyidi’l-Enâm’ın peygamberliğine razı olduğumuzu hangi sözle ve duyguyla ifade etmeliyiz? Rabb-i Rahim’den, Din-i Mübîn’den ve Rasûl-ü Ekrem’den hoşnut olmayı “sadâkatin zirvesi” saydığınız nazar-ı itibara alınırsa, rıza ufkuna ancak sadâkat kulvarından geçerek varılacağı söylenebilir mi?

-Rıza ufkunun ifadesi olan şu mübarek söz, sabah-akşam okuduğumuz dualar arasında yer almaktadır: (00.40)

 رَضِيناَ بِاللهِ رَبًّا وَبِاْلإِسْلاَمِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَسُولاً

Rabbimizin rububiyetinden, din olarak İslam’dan ve İnsanlığın İftihar Tablosu Hazreti Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) peygamberliğinden hoşnuduz.

-Bilen sever, bilmeyen de alâkasız kalır; çoklarının Rasûl-ü Ekrem’e karşı alâkasızlıkları bilemediklerinden dolayıdır. (02.14)

-Bazen insan gönülden dua eder, Cenâb-ı Hak da hemen icâbette bulunur; bazen de bir duanın kabulü -bir hikmete binâen- aynı tazarru ve niyazı on-on beş sene tekrar etmeye bağlanır. Binaenaleyh, bir insan şu duayı yirmi beş sene boyunca her gün yüz kere okuyup rıza talebinde bulunsa yine de değer: (05.25)

  اَللّٰهُمَّ عَفْوَكَ وَعَافِيَتَكَ وَرِضَاكَ، اَللّٰهُمَّ إِلَى مَا تُحِبُّ وَتَرْضَى

Allahım, Senden afv ü afiyet ve rızanı istiyorum; sevip hoşnut olduğun şeylere beni hidayet buyur!”

-Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz rıza mertebesinin kutbudur. (07.44)

-Allah Rasûlü çok mütevazı idi; bununla beraber, bir üstünlük ifade etse de, risaleti ile alâkalı hakikatleri dile getirmesi O’nun vazifesi cümlesindendi. (10.49)

-Rasûl-ü Ekrem Efendimiz hem nebî hem de rasûldür. Risalet nehârî ve açık, nübüvvet leylî ve kapalıdır. Sevgili Peygamberimizin dualarında bu nükte de gözetilmiştir. (12.16)

-Sadâkat ve rıza arasında nasıl bir münasebet vardır? (15.40)

-Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’i (sallallahu aleyhi ve sellem) ve O’nun getirdiği her şeyi tasdikte kemale erişen, kendisine sunulan mesajlara -aksine ihtimal vermeyecek şekilde- iman eden ve i’lâ-yı kelimetullahı hayatının gâyesi bilen sıddîkların pîri Hazreti Ebu Bekir (radıyallahu anh)’tır. Aslında Ashâb-ı Kirâmın hepsi birer sıddîktır; ne var ki, onların en önünde yer alan ve sadâkat sancağını taşıyan zat Ebu Bekir efendimizdir. (19.25)

-Mefkuremize ve dostlarımıza karşı sevgimizi fevkalâde bir sadâkatle ortaya koymalıyız, abartılı övgülerle değil. Adanmış ruhlardan birini Kordonboyu’nda flört ederken görsem yine de onun hakkındaki kanaatim kat’iyen değişmez. Öyle gitmesine razı olamam, usulünce ikaz ederim; onun ötede elimden tutmasını isterim.. o başka. Fakat, bir insanı herhangi bir kusurundan dolayı hemen ademe mahkum etmemek sadâkatin gereğidir. (22.00)

-Bazı sadâkat kahramanları hüccet gibidirler; onların bir yerdeki mevcudiyetleri oranın hakkaniyeti adına bin tane delilden daha müessirdir. (27.00)

-Ne olur Allah aşkına, birkaç gece kalkın ve Cenâb-ı Hak’tan ümmet-i Muhammed’in ikbalini dileyin!.. (30.05)

 

Apr 19

Soru: İnsaf ne demektir; insaflı olmanın tezahürleri nelerdir?

Cevap: İnsaf; kim tarafından seslendirilirse seslendirilsin, hak ve hakikati kabul ve itiraf etmek, herkese karşı merhamet ve adâletle muamelede bulunmak, kendi haklarının yanı sıra başkalarının hukukunu da gözetmek; nefis, heva ve hevese değil, vicdan, mantık ve evrensel insanî değerlere uygun davranışlar sergilemek ve hakkın en küçüğüne dahi riâyetkâr olmak demektir.

İnsaf Dinin Yarısıdır

Bazen hak, bazen adâlet ve bazen de doğruluktan hiç ayrılmama manalarını ifade etmek için kullanılan insaf tabiri, hak iddiasında bulunurken asla başkalarına karşı haksızlık yapmamanın, hatta kendi nefsi için elde etmeyi istediği bir şeyi diğer insanlar için de dilemenin ve gerekirse onlara öncelik tanımanın ve hakkı yerine getirme hususunda ifrat ve tefritten uzak kalarak her zaman dengeli davranmanın unvanıdır. Okumaya devam et »

yazan admin

Apr 19

yazan admin

Apr 13

yazan admin

Apr 11

Temsilde inkıtânın muhataplarda ve arkadan gelenlerde teşettüt-ü ârâya (fikir dağınıklığına) sebebiyet vereceği unutulmamalıdır.

***

Dünyadan kopmuş bir Türkiye’nin ayakta kalması mümkün değildir. Onu çevresinden tecrît etmeye çalışanlar ne kadar büyük bir ihanet içinde bulunduklarını keşke anlayabilseler!

***

Anadolu insanının karakteri sağlamdır; toplumun içine sızmış bir kaç çürüğe bakıp halkın geneli hakkında yanlış bir düşünceye kapılmak doğru değildir.

***

İmanlı bir insanın ümitsizliğe düşmesi söz konusu olamaz.

*** Okumaya devam et »

yazan admin

Apr 11

Soru: “Riyazî düşünce”nin bizcesini, plan ve proje hususunda matematiğin kurallarından asla ayrılmama, “beş kere beş yirmi beş eder” ölçüsünde sebeplere bağlı kalma; fakat, netice söz konusu olduğunda Müsebbibü’l-Esbâb’ın beş kere beşten yetmiş beş sonucunu hasıl edebileceğine de yürekten inanma şeklinde özetlemek mümkün müdür? Hem düşünce hem de aksiyon safhalarında sebeplere riâyet ile intizâr-ı inâyet dengesi nasıl kurulmalıdır?

-Sevgi dilinin öğretmenleri olarak dünyanın dört bir yanına koşan adanmış ruhlar alkışlanırken, önce istişarenin hakkını verip fikir planında işin içinde yer alan ve sonra da maddî-manevî himmetleriyle sürekli hizmet erlerine yardımcı olan civanmertlik kahramanları unutulmamalıdır. (02.26)

-Sebepleri görmezlikten gelmek bir akîde suçudur. (05.16) Okumaya devam et »

yazan admin

Apr 11

Soru: Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in, Mirac’da kendisine ikram edilen içecekler arasından sütü tercih etmesine mukabil Hazreti Cebrâil’in (aleyhisselam) “Fıtratı seçtin!” demesi ne manaya gelmektedir? Fıtrat ile süt arasında nasıl bir münasebet vardır?

Cevap: Hadis-i şeriflerde anlatıldığına göre; Mirac’da İnsanlığın İftihar Tablosu’na bir kapta şarap, bir kapta süt ve bir kapta da bal getirilmişti. Allah Rasûlü sütü tercih edince, Cebrâil Aleyhisselam, “Bu aldığın, fıtrata uygun olandır; sen ve ümmetin fıtrat üzeresiniz!” demişti.

Selim Fıtrat

Fıtrat kelimesi lügat itibarıyla hilkat, insanın yaratılışında var olan hususlar, karakter, maya, tabiat, mizaç, Peygamberlerin yolu, Din-i mübîn, kâlb-i selim ve âdetullah manalarına gelmektedir. Bazı âlimler, fıtratı “ilk yaratılış” şeklinde ele almış; bu anlayışlarını teyid etmek için Kur’an-ı Kerim’de Cenâb-ı Hakk’ın ismi olarak anılan “Fâtıru’s-Semâvâti ve’l-arz – Göklerin ve yerin yaratıcısı” tabirini nazara vermişlerdir. Okumaya devam et »

yazan admin

Apr 05

yazan admin

Mar 31

Ne nikbin ne de bedbin, bizim mesleğimiz hakikatbin olmaktır.
***
Süvari attan anladığı gibi, küheylan da yiğitten anlar.
***
Seleflerimizden bazıları sadece namazı kaçırınca değil, namazda duyulması gereken bir manayı kaçırınca da o namazı kaza ederlermiş.
***
Dua ya da müzakere halkasının dışında kalanlar, dışta kalmış sayılırlar; -hafizanallah- zamanla heyetten de kopup ayrılırlar. Halkanın içinde bulunanlar ise, Allah Teâlâ’nın bütün halkaya teveccühü ölçüsünde sevaptan nasipdar olurlar.
*** Okumaya devam et »

yazan admin

Mar 31
Soru: Risalelerde, “Asıl ve muzır musibet, dine gelen musibettir. Musibet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiyeye iltica etmek gerektir.” deniliyor. Bir musibetin dine dair olup olmadığı nasıl anlaşılır; bunun ölçüleri var mıdır? Musibet-i diniyeden Allah’a sığınmak ne suretle olur?

-Madem bu dünya dâr-ı hizmettir ve mahall-i ubudiyettir; hastalıklar ve musibetler, dinî olmamak ve sabretmek şartıyla, o hizmete ve o ubudiyete çok muvafık gelir ve kuvvet verir. Dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildir; İlâhî birer ihtardır, birer ikazdır ve bir kısım günahlara keffârettir. (00.45) Okumaya devam et »

yazan admin

eXTReMe Tracker
page counter