-Maiyyet; lügat itibarıyla, bir büyüğün yakınında bulunma ve hep onunla beraber olma demektir. Fakat, bizim ıstılahımıza göre maiyyet; Hak erinin hep O’nu duyması, O’nu düşünmesi, O’nunla oturup-kalkması, O’nunla işlemesi, O’nunla başlaması, O’nun cezbiyle müncezib olarak kendini vahdet çağlayanlarına salması ve iradî, gayr-i iradî hep O’nun hoşnutluğu etrafında dönüp durmasıdır. (00.40) Okumaya devam et »
Mar 29
Soru: Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin hem beşîr hem de nezîr oldukları belirtilmektedir. Beşîr ve nezîr tabirlerinden maksat nedir? Günümüzde, irşat ve tebliğ yolunda nezîr olmanın gereği yerine getirilirken nasıl bir üslup takip edilmelidir?
Cevap: Beşîr; güzel haberler veren, doğru yola teşvik eden, imrendirerek iyiliklere yönlendiren ve mükâfat vaad ederek yüksek hedefler gösteren güleç yüzlü müjdeci demektir.
Nezîr ise; muhtemel tehlikelere işaret eden, hata ve günahların kötü neticelerini bildiren, sonuç itibarıyla haybet ve hüsrana varıp dayanan bir yoldaki tuzaklara dikkat çeken ve böylece insanları felakete düşmekten sakındıran şefkatli uyarıcı manasına gelmektedir.
Beşîr ve Nezîr Okumaya devam et »
yazan admin
Mar 18
Soru: Bu seneki Kutlu Doğum programları için “İnsanlık O’nunla Yeniden Diriliyor” başlığını seçtiniz. Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in yeryüzünü şereflendirmesini daha derince duyabilme açısından, Mevlid Kandili münasebetiyle, camilerde ya da büyük salonlarda yapılan programlar hakkındaki düşüncelerinizi lutfeder misiniz? Kutlu Doğum’u hususiyle fert planında gerçek bir dirilişin başlangıcı olarak değerlendirmenin vesileleri nelerdir?
-İnsanlığın İftihar Tablosu’nun doğumu, topyekûn insanlığın da yeniden doğumu sayılır. O’nun dünyayı şereflendireceği güne kadar akın karadan, gecenin gündüzden, gülün de dikenden farkı yoktu; dünya âdetâ umumî bir mâtemhâne, varlık da tıpkı bir kaostu. O’nun eşyanın yüzüne çaldığı nur sayesinde, zulmet ziyâdan ayrıldı, geceler gündüze kalboldu; kâinat kelime kelime; cümle cümle, fasıl fasıl okunur bir kitap haline geldi.. ve her şey âdetâ yeniden dirildi ve gerçek değerini buldu. (02.50) Okumaya devam et »
yazan admin
Mar 11
“Ne günahım(ız) var ki” diyen kimselere bu düşünceleri günah olarak yeter.
***
İbadete tutkun kullar namazı bekletmezler, vaktin bir an önce girmesini ve yeni bir niyaz anının gelmesini beklerler.
***
Kendisini olmazsa olmaz gören kimse, olmazsa olmaz meselelere karşı en büyük küstahlığı yapmış olur.
*** Okumaya devam et »
yazan admin
Mar 11
Soru: Kur’an-ı Kerim’de, mealen “Bir toplum, özündeki güzel meziyetleri değiştirmedikçe Allah Teâlâ da onlara lütuf buyurduğu nimetlerini ve iyi hali değiştirmez” buyuruluyor. Bu açıdan, değişip başkalaşmaktan korunabilmemiz ve kendimiz olarak kalabilmemiz için neler tavsiye edersiniz?
Cevap: İnanan insanlar, sürekli tekâmül peşinde bulunmalı, kalbî ve ruhî hayatları itibarıyla hep “diriliş”ler yaşamalı; fakat, aynı zamanda kendi öz değerlerine bağlı, değişme fantezisinden uzak ve durdukları yerde “sabit-kadem” olmalıdırlar. Onlar, her gün yeni bir duyuş, yeni bir seziş, âfak ve enfüse ait yeni bir keşif ve yepyeni tahlil ü terkiplerle imanlarını bir kere daha derinden duymalı, Hak tevfîkine dayanarak inançlarını yeniden inşa etmeli ve sonra da irfanlarının derinliği ölçüsünde bir aksiyon sergilemelidirler. Okumaya devam et »
yazan admin
Mar 03
Hak ve hakikat yolundaki başarıları ödüllendirmek, iyiliğe, dolayısıyla da dine ve Allah’a saygının gereğidir.
***
Bizim en büyük zaaflarımızdan biri de, akıl, mantık ve muhakemeyle davranılması gerekli yerlerde de hislerimizle hareket etmemizdir.
***
Hakikî bir müslüman hiç kimseyi aldatmayacağı gibi aldatmayı da düşünmez.
*** Okumaya devam et »
yazan admin
Mar 03
Soru: Bir hadis-i şerifte, yaşlılara, âdil idarecilere ve Kur’an ehline ikramda bulunmanın Allah’a duyulan saygı ve tazimden ileri geldiği ifade edilirken, son gruptakiler için “gulüv” ve “cefâ”dan uzak kalmaları kaydı konuluyor. Nebevî beyanda dikkat çekilen gulüv ve cefâdan maksat nedir?
Cevap: Ebû Mûsâ (radıyallahu anh) hazretlerinden rivayet edildiğine göre; Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Saçı–sakalı ağarmış müslümana, Kur’an-ı Kerim’i usûlüne uygun olarak okuyan, içindekiyle amel hususunda ölçüyü aşmayan ve ondan uzaklaşmayan insana, bir de herkesin hakkını gözetmeye çalışan âdil idareciye ikram etmek, Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve ta’zimden ileri gelir.”
Okumaya devam et »
yazan admin
Feb 26
Küçük bir şey başarınca her şeyi başaracağını zannetmek şeytanî bir vehimdir.
***
Lanet lanet, kin kin, gayz da gayz doğurur; bunların hiçbirinin sevgiyi netice vermeyeceği ise açıktır.
***
Cenâb-ı Hakk’a sunacağımız ameller arasında duadan daha güçlüsü ve tesirlisi yoktur.
*** Okumaya devam et »
yazan admin