Hatırlayacaksınız Fethullah Gülen, fgulen.com’da da yayınlanan son sohbetinde başörtüsü etrafında yapılan tartışmalara meselenin daha çok dinî tarafını ele alarak pozitif bir katkıda bulundu.
Gülen’in deÄŸerlendirmeleri sohbete esas teÅŸkil eden soruda da ifade edildiÄŸi gibi “ilahiyatçı olsa da olmasa da, hemen herkesin tesettürle (örtünme) alâkalı ahkâm kestiÄŸi; diÄŸer taraftan da, çarÅŸaf yakma ve dinin esaslarına hakaret etme gibi provokasyonlarla ciddi gerginlikler çıkartıldığı” bir sırada önem kazanıyordu.
Fethullah Gülen’in açıklamalarında esas nokta örtünmenin dindeki yeri. Topluma ısrarla pompalanmaya çalışılan bir kısım yanlışların tashih edilmesi sadedinde Gülen, İslâm’da ilk dönemlerden beri bilinen sabit bir hakikati dillendiriyor ve ‘örtünme –örtünmenin bir parçası olması hasebiyle de başörtüsü- dinin emridir’ diyor.
Yalnız Gülen bu noktada 1997′den farklı olarak bu meseleyi verdiÄŸi misâllerle, getirdiÄŸi delillerle genişçe ele alıyor. Sabah’tan Mahmut Övür’ün 9 Åžubat 2008′de yazdığı ÅŸekilde ‘Kadının başını örtmesi meselesi bir iman meselesi ölçüsünde önemli deÄŸildir. Allah’a karşı kulluk, umumi manada kulluk meselesi ölçüsünde önem arz etmez bunlar. Başörtüsü füruata ait meselelerdendir’ ifadelerini deÄŸil de
Kur’an’da örtünmeden bahsedilir, ama nasıl örtünüleceÄŸi, ÅŸekli açıklanmaz. İran’daki gibi çarÅŸaf mı giyilecek, peçe mi takılacak, bunlar net deÄŸildir. Åžekil üzerinde durmak, İslam’ın geniÅŸ ufkunu daraltmak olur, zevksizlik olur. Hatta İslam dinini bir kostüm dini haline getirmek olur ki, bunlar yanlıştır. Başörtüsü de aynı ÅŸekilde üzerinde durulacak usul, yani imanın ve İslam’ın esaslarından, ÅŸartlarından deÄŸildir. Bunlardan dolayı, insanın adeta dinin dışında tutulması dinin ruhuna aykırıdır. Bu konuda dayatmalar, ısrarlar ifrattır ve zorlamadır. Hatta nefret ettirmedir. Gönülde sevgi önemlidir, sevdirme önemlidir. İşin kaynağıyla irtibat önemlidir. Herkes hoÅŸgörü ister, ben de kendi telakkilerim, kabullerim içinde hoÅŸgörü isterim. Benim de buna ihtiyacım vardır. Ancak böyle olursa, toplumun deÄŸiÅŸik parçaları bir araya gelebilir. Aynı ölçüde ben de herkesi baÄŸrıma basmalı ve kabullenmeliyim. O kadar çok müşterek yanımız var ki, teferruatta bölünüp parçalanmamalı. Caminin içinde birbirimize düşeceksek, ÅŸekilden önce ruh veya muhtevayı öne alıp avluda barışacaksak, orada barışı saÄŸlamalıyız. (Fethullah Gülen, Nevval Sevindi İle Röportajdan, 20.07.1997)
ifadelerini kullandı 1997′de. Mahmut beyin yazısında geçen cümleleri ise 27 Ocak 1995′te ErtuÄŸrul Özkök’le yaptığı röportajda sarf etmiÅŸti Fethullah Gülen.
Öyle veya böyle… Başörtüsüyle okullara girmenin yine tartışıldığı bir dönem yaÅŸanmıştı ve dinin emrini yerine getirerek başını örten kızlarımız ‘ya okul ya başörtüsü’ tercihine itilmiÅŸlerdi hoyratça bir ÅŸekilde. Kızlarımız okullarını bırakıp doÄŸdukları yerlere dönüyorlardı ‘başımı açarsam dinimden olurum’ masumane düşüncesiyle.
Fethullah Gülen bu noktada dinin bir esasını hatırlatmış sadece. ‘Kadının başını örtmesi meselesi bir iman meselesi ölçüsünde önemli deÄŸildir. Allah’a karşı kulluk, umumi manada kulluk meselesi ölçüsünde önem arz etmez bunlar. Başörtüsü füruata ait meselelerdendir’ demiÅŸ ve kızlarımıza okuma ve başörtüsü arasında vicdanlarına danışarak bir tercihte bulunmalarını söylemiÅŸti. Yani itildiÄŸi ikilemlerden dolayı psikolojik bunalıma girmiÅŸ, tercihini nasıl kullanacağı noktasında mütehayyir kalmış kızlarımızı rahatlatmıştı.
Bunu söylerken füruatın ihmal edilebilir, gerektiÄŸinde yapılmayabilir mânâlarına gelebilecek veya onu iÅŸmam edecek en küçük bir ifadesi de yoktur Fethullah Gülen’in. Ama garazkâr insanlar füruatın ne olduÄŸunu bilmeden Gülen’i ‘başörtüsüne teferruat dedi’ diye yıllarca itham ettiler utanmadan.
İşte, din de bir uzmanlık mevzuudur. Allah’ın Kitabının içinde kaç tane sure olduÄŸunu bilmiyor; ama kalkıyor, bağışlayın, halk ifadesiyle adam ahkâm kesiyor. Canım, baÅŸka meselelerde “ayıp” diyorsunuz da, bu meselede bize de “ayıptır” demek düşmez mi? Ayıp ediyorsunuz bu mevzuda. (Fethullah Gülen)
Bugün ise 1997′den farklı bir tartışma var Türkiye’de: Başörtüsü bahane edilerek din ve dindar hedef tahtasına konuyor. İşte bir baÅŸlık: ‘Halktan türbana hayır’. Bu baÅŸlığın altındaki spot ise esas maksada iÅŸaret ediyor: ‘Tüm yurtta yurttaÅŸlar ÅŸeriata karşı alanlardaydı.’ Åžeriatla herhalde ‘dini’ kastediyorlar.
Neyse…
Kavramlar alt-üst, her ÅŸey toz-duman ve bir kesim ‘ya devlet baÅŸa ya kuzgun leÅŸe. Benden sonrası tufan’ diyerek bir hezeyan ve cinnet hali yaÅŸarken Fethullah Gülen’in böyle bir gürültü içerisinde kimliÄŸine gayet münasip bir ÅŸekilde dinin bir esasını müdafaa etmesinden tabii bir ÅŸey olamaz. Hem bunu yaparken mevzuun nezaketini bilerek kelimelerini ona göre seçmeye çalışıyor. ‘Bir yangın var. Belli kesimler buna benzin taşıyorlar. Biz de sözlerimizle onlara yardım etmeyelim’ havası sözlerine hakim.
Dikkat edilirse Fethullah Gülen’in sohbetinin deÅŸifre edilen metnindeki 4507 kelimenin 2395 tanesi başörtüsünün dindeki yerini anlatmak için, 1364 tanesi itidal ve saÄŸduyu çaÄŸrısı için, 719 tanesi ise ‘ilim-din birlikte olmaz’ iddiasını tashih için kullanılmış. Yani konuÅŸmasının yüzde 52’sinde örtünme ve ilgili diÄŸer meselelerden bahsederken, yüzde 32’sini sükûnet ve itidal çaÄŸrısına ayırmış. ‘Sütçü İmamlık yapmayalım’ demiÅŸ.
Ne var ki, bazıları eski hasımlar gibi aynı kötülükleri yapmaya kalkışsalar da, karşı taraf kendi vatandaşına Sütçü İmam’lığa kalkmamalı. Onların yaptıkları o çirkin tavır, davranış ve saldırganlığa, hezeyana varan saldırganlığa aynıyla mukabele etmemeli. Mukabele-i bilmisil kaide-i zalimanesine girmemeli. (Fethullah Gülen)
Fethullah Gülen’de bu konu etrafında 1997′den beri deÄŸiÅŸen bir ÅŸey yok. SeçtiÄŸi kelimeler ve üslûp dışında.
fgulen.com